*Elyazılı vasiyetname , resmi vasiyetname ve sözlü vasiyetname olmak üzere 3 şekilde vasiyetname düzenlenebilir.

1) Elyazılı vasiyetname: Vasiyetnamenin  tamamının mirasbırakanın el yazısıyla yazmış olduğu vasiyetname şeklidir.

    Bu vasiyetnamenin en önemli geçerlilik koşulu vasiyetin yapıldığı gün, ay ve yılın mutlaka mirasbırakanın el yazısı ile yazılmış ve imzalanmış olmasıdır.

 

2)Resmi vasiyetname: Resmi vasiyetname , ismini düzenlenmesine resmi bir memurun katılımından almaktadır.

   Uygulamada bu vasiyet büyük oranda noterlerce yapılmaktadır .

    Resmi vasiyetname genelde okuma yazma bilmeyenler yada özürlü kişilerin kullanmış olduğu bir vasiyetname türüdür.

    Resmi vasiyetnamede mirasbırakan iradesini resmi memura bildirir, bu irade beyanı yazıya dökülür , mirasbırakan tarafından kabul edildikten sonra iki tanık tarafından     imzalanarak tamalanır.

 

3)Sözlü vasiyetname: Az rastlanan bir vasiyetname türüdür . Mirasbırakanın elyazılı veya resmi vasiyetname düzenleyemeyeceği hallerde söz konusu olabilir.

    İçinde bulunulan olağanüstü durum sebebiyle mirasbırakanın elyazılı yada resmi vasiyetname düzenleyemediği için iradesini iki tanığa beyan etmesi şeklinde bir düzenleme söz konusudur.

    Tanıklar vasiyetnameyi vakit geçirmeksizin mahkemeye ibraz etmek durumundadırlar. Mirasbırakan sonradan diğer vasiyetname türlerinden birini yapabilme olanağına sahip olursa, bu tarihten itibaren bir ay geçmekle sözlü vasiyetname kendiliğinden hükümden düşer. Miras hukuku alanında avukat olarak yürütmüş olduğumuz vasiyetname iptaline ilişkin davalarda yukarıda belirtilen hususların dikkatle incelendiği görülmektedir.

*Vasiyetname , tek taraflı bir hukuki işlemdir. Murisin irade açıklaması şeklinde değerlendirilebilir.

*Temyiz kudretine sahip olmak ve onbeş yaş ikmali vasiyatname yapabilmenin zorunlu şartlarıdır.

*Mirasbırakan vasiyet  vasiyet yoluyla ; mirasçı ataması, belli bir mal bırakması, vakıf kurabilmesi, miras paylaşımınmiras paylaşımına ilişkin talimat vermesi vs. mümkündür.

*Mirasbırakan ancak kendisi bu şahsa sıkı sıkıya bağlı hakkı kullanabilir. Avukata vasiyetname düzenleme yetkisi verilemez.

*Vasiyetnamenin şekli *Vasiyetnamenin şekli , nasıl düzenleneceği gibi hususlar yasada düzenlenmiştir. Vasiyetnamenin şekil yada esas bakımından usul ve yasaya aykırı olması halinde vasiyetnamenin iptali söz konusu olabilir.

 

Yargıtay İlamında;

Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesinde; mirasbırakan Ü. tarafından düzenlenen 04.07.1997 tarihli vasiyetname ile müvekkili lehine belirli mal vasiyet edildiğini ileri sürerek; vasiyetnamenin yerine getirilmesini ve vasiyet edilen taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin, mirasbırakan Ü. tarafından düzenlenen 04.07.1997 tarihli vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkisi istemi ile davacı aleyhine Sakarya  Asliye Hukuk Mahkemesinde ... Esas sayılı dosya ile dava açtıklarını, bu dava sonuçlanmadan vasiyetnamenin yerine getirilmesi istemi ile dava açılmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını savunarak; davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece; davacı tarafından açılan vasiyetnamenin yerine getirilmesi davası ile davalılar tarafından açılmış bulunan vasiyetnamenin iptali davasının birbirinin aynı olduğu gerekçe gösterilerek, davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bilindiği gibi, bir davanın derdest olması demek, davanın görülmekte olmasıdır. Derdest (görülmekte) olan dava, yeniden (tekrar) açılamaz. Zira, davacının aynı davayı yeniden açmasında korunmaya değer bir hukuki yararı yoktur.

Buna rağmen, aynı dava yeniden açılırsa, bu yeni (ikinci) davada bu husus re'sen veya talep üzerine dikkate alınır ve yeni dava, dava şartı yokluğundan esasa girilmeksizin reddedilir. (HMK. md. 114/1-1, 115)

Bir davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddedilebilmesi için; aynı davanın iki kere açılmış olması, birinci davanın görülmekte (derdest) olması, birinci dava ile ikinci davanın aynı dava (tarafların, davanın konusunun ve dava sebebinin aynı) olması gerekmektedir.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; temyize konu edilen dava TMK.nın 600. maddesi uyarınca açılmış belirli mal vasiyetinin yerine getirilmesi istemine ilişkin olup, vasiyet alacaklısı olan davacı bu dava ile vasiyetnameden doğan kişisel hakkını yasal mirasçı olan davalılardan talep etmektedir.

Derdest olduğu iddia edilen dava ise; TMK.nın 557. maddesi uyarınca ehliyetsizlik, irade sakatlığı ve şekil eksikliği nedenleri ile belirli mal vasiyetinin iptali, bu istemin kabul edilmemesi halinde ise saklı payları zedelediği ileri sürülen mirasbırakana ait belirli mal vasiyetinin (teberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan tenkis (indirim) istemlerine ilişkindir.
Görüldüğü üzere; temyize konu dava ile derdest olduğu iddia edilen (ilk) davanın konuları ve dava sebepleri aynı değildir. Ne var ki vasiyetnamenin iptali davasının sonucunda verilecek hüküm, vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkin bu davanın sonucunu etkileyecek niteliktedir.

O halde mahkemece; vasiyetnamenin iptali davasının bu dava yönünden bekletici mesele sayılarak neticesinin beklenilerek ve ulaşılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 25.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

*Bizlere gerek telefonla gerek maille  en sık sorulan soruların başında  davanın türü ve içeriği değişmekle birlikte davanın nasıl açılacağı yer almaktadır. Bir davaya ait dilekçenin nerede, nasıl bulunabileceği de çok sık sorulmaktadır. Anlaşmalı boşanma protokolü örneği, vasiyetname örneği, idari dava dilekçesi, dava dilekçesi örneği, izmir veya başka bir yerde dava açılacaksa yetkili mahkemenin hangisinin olduğuna dair sorular ve istekler gelmektedir.

*Türk Hukuk Sistemi bireylerin her türlü dava ve hukuki işi bireysel olarak takip edebilmesi esasına dayanmaktadır. İşlerin vekalet verilen bir avukat aracılığı ile yürütümesi gibi bir zorunluluk yoktur. Her birey  dava açma,  yürütme hak ve özgürlüğüne sahiptir.

*Burada bizim tüm iş sahiplerine tavsiyemiz, internette gezinip birkaç dilekçe örneği, birkaç yüksek mahkeme (Yargıtay, Danıştay) kararı ve uzman tv gibi portallarda bazı  görüntüleri izleyerek ileride telafisi mümkün olmayan hatalar yaparak hak kayıplarına uğramamalarıdır.

*Yıllarca hukuk fakültelerinde eğitim almış, stajyerlik dönemini tamamlamış bir avukattan yardım almak her zaman iş sahiplerinin lehine sonuçlar doğurmaktadır.

*Özellikle  adliye bahçelerinde "arzuhalci" olarak kendini tanıtan insanlardan fersah fersah uzak durulmasını şiddetle tavsiye ediyoruz.